3 Ağustos 2008 Pazar

Aşkenazi

zevcesi izlandalı olduğundan mütevellit yaşamını uzun yıllar izlanda'da sürdürmüş, tabi bu sırada izlanda vatandaşlığı da almış. ancak ben şu anda isviçre'de yaşadığını ve isviçre vatandaşı olduğunu da okumuştum. her nerenin vatandaşı olursa olsun, kesinlikle tipik bir sovyet piyanisti değildir. kariyerini avrupa'da sürdürmüş olması da bunun sebebi olabilir, genlerinden gelen özellikleri de. ama zaten rahmaninof da tipik bir sovyet bestecisi değildir. birbirlerine pek güzel uyarlar. corelli varyasyonlarını, ikinci sonatı (alışılagelmişin dışında olarak ilk versiyonunu çalmaktadır), paganini'yi pek güzel çalar. bir de ashkenazy'nin pek bilinmeyen bir rachmaninof 3 kaydı vardır ki, eugene Ormandy ve boston senfoni orkestrası ile yaptığı, gençliğinde yapmış olduğunu tahmin ediyorum, dikkatle dinlemeye değer.

Nota Yayımcılığı , Boosey , Henle , Wiener Urtext ...

boosey and hawkes , 1930 yılında londra'da kurulmuş ingiliz bir nota yayımcısı. özellikle 19. yüzyıl sonu 20. yüzyıl başı yaşamış önde gelen bestecilerin eserlerinin en iyi basımlarına sahiptir. stravinsky, bartok, prokofiev, şostakoviç gibi bestecilerin eserlerini hep onlar bastılar. viyana klasikleri için henle ne ise, bahsettiğimiz dönem için boosey & hawkes odur diyebiliriz gönül rahatlığıyla.

ayrıca rahmaninov'un konçertoları için de tavsiye edilen yayımcıdır, schirmer's library isimli amerikan bir yayımcı da basmış rahmaninovları, ancak boosey daha iyi, daha güzel.

henle verlag ise genel olarak en başarılı nota edisyonlarının basımcısı olarak bilinir, kısmen doğrudur da bu. bütün nota yayımcılarını genel olarak kıyaslasak ortalamada henle galip çıkar. bir çok yarışmada henle edisyonun notaları doğru kabul edilir, vs. ama mesela eserlerni bastığı bestecilerden bach'ı wiener urtext edition'dan, beethoven'ı baerenreiter'den takip etmek çoğu zaman daha iyi sonuç veriyor. mozart, haydn ve schubert eserlerinde henleden vazgeçilmez genelde, ama mesela her kaynakta illa ki farklı bir nota bulunduğu için bir çok edisyonda ufak farklılıklarla yayınlanan chopin edisyonları için polonyalı paderewski edition'a da bakılsa iyi olur. schumann, brahms ve liszt ise gayet rahat henle'den takip edilebilir gibi. debussy'nin eserlerini de basmıştır, ama şahsen daha geniş yazılmış durand varken henle kullanamıyor bazı takıntılı kimseler.

Das Wohltemperierte Klavier

türkçesi 'eşit düzenli klavye' olan kavram, bir anlamda çoksesli batı müziğinin temellerinden birisi. 'eşit düzen' bugünkü klavyeli çalgıların akort sisteminin ismi. doğada esasen birbirinden farklı sesler olan si diyez ve do seslerinin (bugünkü piyanoya bakıldığında aynı tuşa denk geldiği görülecektir) arasındaki frekans farkının onikiye bölünüp tüm notalara eşit olarak dağılmasıyla hem si diyez ve do eşitlenir, hem de tüm yarım sesler arasındaki uzaklık eşit hale gelir.

bunun getirisi, artık tüm eserlerin tüm tonlarda yeni akort gerektirmeden çalınabilecek olmasıdır. öyle ki, 15. 16. yüzyıllarda klavyeli çalgıcılar, mesela do majör tonunda çaldıkları bir eseri mi bemol majörden çalamıyorlardı, çünkü tüm sesler arasındaki uzaklık eşit değildi. bu sebeple parça aralarında akordu değiştirmek gerekebiliyordu, bunlar zahmetli işler.

bu sistem geliştirildikten sonra kullanıma sokulması için johann sebastian bach'a bir eser sipariş edildi, ve bach 48 prelüd- füg olarak da bildiğimiz 'das wohltemperierte klavier'i, yani tüm tonlardan prelüd ve fügleri yarattı.bir anlamda tüm tonları kullanıma açmış oldu. sistemi almanca adıyla anmamızın sebebi de, aynı isimde olan eserin orijinal adının bu olmasıdır.

Sergei Rachmaninov

sergey rachmaninoff'un piyano ve orkestra için bestelenmiş eserlerini bir solukta inceleyecek olursak eğer, ortaya böyle bir yazı çıkıyor.

rachmaninoff, 4 adet piyano konçertosu ve yine piyano ve orkestra için bir rapsodi yazmıştır.eserlerin tamamı, rachmaninoff'un bilindik geç romantik yazı tarzında yazılmış olup, bestecinin piyanoyu orkestra gibi ele almasından dolayı teknik olarak komplike ve çok notalı sayılabilecek kompozisyonlardır.

birinci piyano konçertosu, moskova konservatuvarında öğrenci olan genç rachmaninoff'un elinden çıkma, gençlik heyecanı ve ateşi ile örülü, buna rağmen rachmaninoff melankolisinden payını az sayılamayacak ölçüde almış bir eser.rachmaninoff daha reşit bile değilken yazmış bu konçertoyu, ancak daha sonraki yıllarda tekrar düzenleyip revize etmiştir.

ikinci piyano konçertosu, rachmaninoff'un uzun yıllar süren yazamama dönemlerinden sonra müziğe dönüşüdür ve kendisini iyileştiren psikiyatrist nikolai dahl'a ithaf edilmiştir.

bestecinin konçertoları, hatta belki de bütün eserleri arasında en bütün ve yerine oturmuş eserlerden biri şahsi kanaatimce.melankolizmden ve rachmaninoff'un vurgunluğundan payını ciddi ölçüde almış bu eser, aynı zamanda bestecinin en çok bilinen ve sevilen eserleri arasındadır. öyle ki, şu anda ben de cd'sini bulup dinlemeye karar verdim.

kısa bir aramadan sonra cd'yi bulduk, ve rachmaninov 2'nin giriş akorları ile birlikte yazımıza devam ediyoruz.sırada, müzik tarihinde piyano ve orkestra için yazılmış en komplike, büyük ve uzun iki eserden birisi var. (diğeri brahms 2. piyano konçertosu).

rachmaninof üçüncü piyano konçertosu, alışılmadık derecede uzun olması , piyano yazısının hemen hemen aralıksız sürmesi, ve daha önce de söylediğimiz gibi rachmaninoff'un piyanoyu orkestra olarak ele alma tarzı (ki bu tarz konçertonun yazıldığı olgunluk dönemlerinde daha da belirginleşmiştir) gibi sebeplerle hakikaten de demir leblebi sayılabilecek bir eser. bu eseri elbette ki shine filminden hatırlayacaksınız.shine filmindeki hikayede bir takım gerçekle bağdaşmayan abartılı kısımlar olsa da, rachmaninoff 3 zordur.

en son piyano konçertosu, ki benim aralarında en az tanıdığım eserdir, 3. konçertonun büyüklüğünden sonra daha hafif,kısa, ve bestecinin amerika'da yaşıyor olmasının getirdiği etkileri içeriğinde bulunduran bir eserdir.esas olarak piyano repertuvarının ana eserlerinden birisi değildir, çok sık çalınmaz.bestecinin amerikan müziğinden, müzikallerden ve cazdan da etkilenmiş olduğunu çıkartıyoruz bu eseri dinlediğimizde.

paganini rapsodisi,amerika yıllarında yazılmış ve bestecinin amerikalı tarafını iyice aksettiren süper bir eserdir. esasen paganini'nin meşhur teması üzerine yazılmış 20 küsür varyasyondur.tabii her varyasyonda ayrı bir teknik ve müzikal stil ele alınmıştır.ama rachmaninoff burada piyanoyu orkestra olarak değil, daha ziyade farklı tınıların ve ritmlerin kullanıldığı bir esntrüman, dikkatli söylememiz gerekirse, biraz vurmalı çalgı havasında bir enstrüman olarak ele almıştır.rachmaninoff'un piyano ve orkestra için yazdığı en son eserdir.

Ludwig van Beethoven

müziğiyle tanıştığımdan beri hem kendisine özel bir yakınlık duymuş, yorumlamayı hevesle tercih etmiş, buna mukabil kendisini doğru yorumlamak isteyen her müzisyenin karşısına çıkan zorluklarla çoğu zaman başedememiş, buna rağmen belli başlı piyano eserlerinin çoğunu çalmış bir kimse olarak hakkında ifade etmek istediklerim, daha doğrusu kendim için ifade etmem gerekenler var galiba.

fazıl say beethoven'ı mozart ile kıyaslarken şöyle demişti : mozart'ın herhangi bir sonatını veya konçertosunu çaldığınızda içine girdiğiniz dünya, mozart'ın başka bir eserini çaldığınızda da hatırlayacağınız izler bırakır. öyle ki, 8-9 mozart konçertodan sonra 10.su kendilinden gelir adeta. ama beethoven'da her yeni başladığınız eserde aynı zorlukları, sanki yaşamamışçasına tekrardan yaşarsınız, hatta daha önce çaldığınız bir eseri yıllar sonra tekrarladığınızda bile!

beethoven'ın eserlerine yansıttığı kişiliği, gücü, sonsuz gibi görünen enerjisi, insanüstü boyutlarda dolaşan yılmazlığı, çalıcısının sadece belli bir içsel güce sahip olmasını gerektirmiyor, aynı zamanda gücünü beethoven'ın yazılarında muhteşem bir şekilde oranladığı gibi dengelemesini de gerektiriyor. büyük bir coşkuyu ifade eden bir cümlede, eğer beethoven'ın yazdığından daha fazla coşkulu yorumlarsanız bunu, ki insan olan herkes, yorumunun arkasına subjekif olarak benliğini, o andaki hislerini de koymak durumundadır, o zaman o dar alanda belki daha gösterişli bir etki elde etmiş, ancak genel anlamda eserin bütünlüğünü bozmuş oluyorsunuz. çünkü beethoven'ın gücü, sadece dengelendiğinde ortaya çıkıyor, çıkabiliyor. benzer bir abartı, liszt veya chopin'de rahatsız etmezdi. bana öyle geliyor ki, yorumcuya en az serbestlik tanıyan bestecilerden birisi beethoven.bunun sebebi de, eserlerinde kurduğu yapının kusursuz olması, sadece onun yazdığı şekliyle ifade edildiğinde bile yeterince etkileyici, büyük, güçlü olması. işte burada, yorumcuya azap dolu çalışma saatleri yaşatabilecek durum oluşuyor. beethoven'ın yaşadığı coşkuyu, kederi, sevinci, sükuneti anlatırken, kendi coşkunuz, kederiniz, sevincini veya sükunetinizin çekiciliğine kapılmaktan imtina etmek durumundasınız ! beethoven'ı yorumluyor , hem de muhteşem yorumluyor olduğunuzda bile, müzik her zaman sizden daha büyük kalacaktır üstelik.

yazımızı, meşhur beethoven yorumcusu alfred brendel'in sözleriyle bitiriyoruz :

'eğer ben bir geleneğe aitsem, bu gelenekte çalıcı eserin nasıl olması gerektiğini değil, besteci çalıcının nasıl olması gerektiğine karar vermelidir'

Van Cliburn

kendisi, soğuk savaşın en sıcak yıllarında, 1950'lerde, rusya ile amerika'nın birbiriyle her konuda üstünlük sağlamaya çalıştığı bir dönemde, yine aynı şekilde politbüro'nun elinde amerika ve batıya karşı silah, veya oyuncak olabilecek olan (ki sonra olmuştur) tchaikovsky piyano yarışması'nı hem de moskova'da kazanmış bir amerikalıdır.

Liszt

ikinci piyano konçertosu'ndaki wagner etkileri çok belli. evet biliyorum, wagner liszt'in kızıyla evlendi, zaten yakınlardı, ama ne çaldığım ne de dinlediğim hiç bir eserinde, ki buna si minör sonat da dahildir, bu kadar belirgin bir wagner etkisine rastlamamıştım. bunu hocama söylediğimde aldığım yanıt 'ja aber hallooo' oldu gerçi, ama wagner'i iyi tanımayan birisi olarak, müzik tarihini her zaman akademik şekilde takip etmediğim için hiç de utanıp sıkılmıyorum.

2. piyano konçertosunun teması o kadar güzel ki, liszt'de bunun farkında olsa gerek, tüm konçerto boyunca bu temayı işlemiş. virtüöziteden uzak bir konçerto bu. la campanella'dan, macar rapsodilerinden, paganini etüdlerinden uzak. daha içsel bir liszt var. mükemmel.